<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
	>

<channel>
	<title>Tatlı ve Eğlenceli bir dünya ... &#187; çocuk</title>
	<atom:link href="http://bebenaz.wordpress.com/tag/cocuk/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://bebenaz.wordpress.com</link>
	<description>BebeNaz Alış Veriş Sağlık &#38; Eğitim Sayfası</description>
	<lastBuildDate>Sun, 03 May 2009 20:06:05 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.com/</generator>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<cloud domain='bebenaz.wordpress.com' port='80' path='/?rsscloud=notify' registerProcedure='' protocol='http-post' />
<image>
		<url>http://www.gravatar.com/blavatar/9d0b5b5faac005d17ac8634d12f00cfe?s=96&#038;d=http://s.wordpress.com/i/buttonw-com.png</url>
		<title>Tatlı ve Eğlenceli bir dünya ... &#187; çocuk</title>
		<link>http://bebenaz.wordpress.com</link>
	</image>
	<atom:link rel="search" type="application/opensearchdescription+xml" href="http://bebenaz.wordpress.com/osd.xml" title="Tatlı ve Eğlenceli bir dünya &#8230;" />
		<item>
		<title>Şişmanlığın Gizli Sebepleri</title>
		<link>http://bebenaz.wordpress.com/2008/08/14/sismanligin-gizli-sebepleri/</link>
		<comments>http://bebenaz.wordpress.com/2008/08/14/sismanligin-gizli-sebepleri/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 14 Aug 2008 20:31:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editör</dc:creator>
				<category><![CDATA[Diyet&Fitness]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[göbek]]></category>
		<category><![CDATA[kalori]]></category>
		<category><![CDATA[Yemek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://diyet.erol.gen.tr/?p=110</guid>
		<description><![CDATA[Uzmanlar, hareketsizlik dışında şişmanlığa yol açan faktörlere dikkat çekiyor. Çok fazla yemek ve az hareket etmek kocaman bir göbek demekti. Ancak bu bilgiyi küçücük çocukların bile bilmesine rağmen değişen bir şey olmadı. Dünyada genel olarak baktığımızda obezite azalmıyor tersine artıyor. Ancak endokrinoloji uzmanları şişmanlığa sebep olan yeni faktörler de keşfettiler. Bilimadamları ‘elbette ki insanların yakabileceğinden [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=bebenaz.wordpress.com&blog=3457289&post=143&subd=bebenaz&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>Uzmanlar, hareketsizlik dışında şişmanlığa yol açan faktörlere dikkat çekiyor. Çok fazla yemek ve az hareket etmek kocaman bir göbek demekti. Ancak bu bilgiyi küçücük çocukların bile bilmesine rağmen değişen bir şey olmadı. Dünyada genel olarak baktığımızda obezite azalmıyor tersine artıyor. Ancak endokrinoloji uzmanları şişmanlığa sebep olan yeni faktörler de keşfettiler. Bilimadamları ‘elbette ki insanların yakabileceğinden daha fazla kalori edinmesi her zamanki gibi en büyük problemimiz’ diyor ancak işin içinde başka faktörlerin de olduğunu belirtiyorlar. İşte şişmanlığa sebep olan gizli düşmanlar:<br />
<span id="more-143"></span><strong>1. Uyku sorunları</strong>Yapılan araştırmalar, günde 12 saatten az uyuyan okul çağı çocuklarının, 12 saat ve daha çok uyuyanlara göre 3.5 kat daha fazla obezite riskine sahip olduklarını ortaya koyuyor. İşin en ilginci anne-babanın obez olması, hareketsizlik, uzun saatler TV seyretmek gibi faktörlerin hiçbir bu çocuklarda uyku kadar etkili olmuyor! Bilimadamları bunu uyku sırasında leptin hormonunun seviyesinin düşmesine bağlıyor. Çünkü leptin vücutta metabolizmanın hızlanmasına yardımcı oluyor ve açlık hissini önlüyor. Bu süreç yetişkinlerde de aynı şekilde işlediği için gece uykusuna özellikle dikkat etmeniz gerekiyor. Uyku öncesinde yapacağınız ılık bir duş ve içeceğiniz bir bardak sıcak süt sizi daha da rahatlatacak. Eğer kronik bir uyku probleminiz varsa mutlaka bir doktora danışmalısınız.</p>
<p><strong>2. Genetik Miras</strong><br />
Gen araştırmaları şimdilerde şişmanlıkla ilgili araştırmaların en önemli ayağını oluşturuyor. Çünkü açlığın sorumlusunun bazı genler olduğu düşünülüyor. Tek yumurta ikizleriyle yapılan araştırmalar gösteriyor ki vücut ağırlığının yüzde 70’ine kadar olan kısmını genlerimize sadece yüzde 30’luk bir bölümünü ise çevre faktörlerine borçluyuz. Bilimadamları şişmanlığa yol açan gen sayısının 30-100 arasında olduğunu söylüyor.</p>
<p>Hepsinin tek başına çok küçük bir etkileri var. Ancak bir araya geldiklerinde tartının ibresini fırlatıveriyorlar. Buna göre iştahı artıran genler, vücuda elma veya armut formunu veren genler, metabolizmayı yöneten genler belirlenmiş durumda. Yuvarlak genlere sahip olanların maalesef yediklerine çok dikkat etmesi gerekiyor. Her şeyden önce özellikle yaşamın belli dönemlerinde özellikle dikkat etmeniz gerekiyor. Örneğin hamilelik döneminde veya menopoza girerken. Doktorlar gelecekte bu gen durumunu dengeleyecek ilaçların çıkacağını söylüyor. Ama o zamana dek yapılacak şey beslenme alışkanlıklarına dikkat etmek.</p>
<p><strong>3. Kullandığımız İlaçların Etkisi </strong></p>
<p>Pek çok kadın bazı doğum kontrol ilaçlarının yarattığı kilo problemlerinden haberdar. Aslında sadece doğum kontrol ilaçları değil genel olarak pek çok ilaç fazla kiloya sebep olabiliyor. O yüzden hastasına ilaç yazan bir doktorun bu konuda hassas davranması gerekiyor. Örneğin bazı depresyon ilaçları 3-4 kiloya kadar artışa sebep olabiliyor. Tansiyon için kullanılan kimi ilaçlarsa ekstra 2 kilo anlamına gelebiliyor. Diyabet ilaçlarının 3-4, insülin şırıngalarının ise uzun vadede 10-15 kiloya kadar artışa sebep olduğu biliniyor. Bu yüzden özellikle diyabet problemi olanların erkenden spor yapmaya başlamaları tedavi sırasında gelebilecek kilolara karşı koymaları açısından önemli. Eğer ilaç kullanımında kilo alma gibi bir endişeniz varsa bunu mutlaka doktorunuzla paylaşmalısınız. Belki de daha ince bir alternatifiniz olabilir.</p>
<p><strong>4. Klimalar</strong><br />
Üşüdüğümüzde veya terlediğimizde vücudumuz ısıyı ayarlamak zorunda kalır ve bunun içinde enerjiye ihtiyacı olur. Klimalar ise işte bu görevi üstlenirler. Hayvanlar üzerinde yapılan bir deneyde sıcakta veya soğukta kilo verdikleri gözlemlenmiş. Gün boyunca sabit olarak ısıtılan veya klimayla soğutan mekanlarda yaşıyoruz. Bu ısı ortalama 26 derece civarında. Ve tam da bu ısıda ekstra hiçbir şey yakmak mümkün değil. Bu yüzden vücudunuza rahat vermeyin ve onu zaman zaman ısı değişimlerine maruz bırakın. Mesela saunaya girin ardından buz gibi havuzda yüzün. Hatta bazı geceler pencereler açık olarak uyumaktan korkmayın. Bu sizin bağışıklık sisteminizi de harekete geçirecek emin olun.</p>
<p><strong>5. Evlenmek</strong><br />
Sadece kişisel tecrübeler değil bilimsel araştırmalar da evliliğin yemek alışkanlıklarını hem kadın hem de erkek açısından bilinçsizce değiştirdiğini ortaya koyuyor. İngiltere Newcastle Üniversitesi bilimadamları, yaptıkları çalışmalarda evlendikten sonra erkeklerin daha sağlıklı beslendiklerini, kadınlarınsa yemelerine çok fazla dikkat etmeyip kilo aldıklarını ortaya çıkarmış. Uzmanlar bunun sebebini kadınların daha fazla et ve büyük porsiyonlarda yemek yemesine, evlilikle ilgili strese daha yatkın olmalarına ve genel olarak sağlıksız beslenmelerine bağlıyor.</p>
<p>Peki bu konuda ne yapılabilir? Bilimadamları esprili bir cevap veriyor ya bekar kalacaksınız ya da eski sabit beslenme alışkanlığınızı devam ettireceksiniz.</p>
<p><strong>6. Nikotin</strong></p>
<p>Her geçen gün daha çok insanın sigaradan vazgeçmesi sağlık açısından çok güzel bir şey. Ancak bunun etkilerini sadece ciğerlerde ve deride değil maalesef tartıda da görüyorsunuz. Amerika’daki Michigan Üniversitesi bilimadamları sigarayı bıraktıktan sonra sanıldığından da çok kilo alındığına dikkat çekiyor. Diyelim sigara içerken 2-6 kilo fazlanız varsa sigarayı bıraktıktan sonra bu fazlalık rahatlıkla 7-8 kiloyu bulabiliyor. Çünkü nikotin iştahı kesiyor ve metabolizma çalışmasını hızlandırıyor. Ancak kilo bile alsanız yine de değer çünkü sağlığa nikotinden daha fazla zarar veren bir şey yok.Uzmanlar sigarayı bırakanların özellikle ilk 6 ay çok dikkat etmeleri gerektiğini söylüyor. Kilo alımını önlemek, kilo almaktan daha kolay. Önemli olan bunun bilincine içtiğiniz son sigarada varmak ve buna göre bir bilanço yapmak. Yani daha az yemek ve daha çok spor yapmak.</p>
<p><strong>7. Yaş</strong><br />
Araştırmalar, insanoğlunun 20 yaşının ortasına kadar her ay 300 gram aldığını gösteriyor. Yaşlandıkça da kas grubundan kaybediyoruz. Ancak bu kas grubu önemli çünkü tek başlarına bile kalori yakmak için onlara ihtiyacımız var. 25-30 yaşlarında kilo daha da çok artıyor. Bu 40 yaşına kadar böyle gidiyor. Menopoz döneminde östrojen azaldığı için ekstra kilolar alınıyor. Bu yüzden yaşlandıkça kas egzersizlerine önem vermelisiniz. Ayrıca protein tüketimini de artırmalısınız. Çünkü kas gücünü artırmak için proteine ihtiyacınız var.</p>
<p><strong>8. Stres</strong></p>
<p>Bütün bir gün etrafta koşuşturursak aslında kilo vermemiz gerek değil mi? Ancak Amerika’daki Chicago üniversitesi’nde yapılan bir araştırma bunun aksini gösteriyor. Özellikle kadınlar stres zamanlarında lüzumsuz bir şekilde kilo alıyorlar. Üstelik stres faktörleri ne kadar artarsa o kadar çok kilo alıyorlar. Çünkü stres sırasında kortizol denilen bir madde salgılıyoruz. Bu da yağ hücrelerini harekete geçiriyor ve enerjinin görevini yapmasını engelliyor.</p>
<p>Bu stres yükü haftalar boyu sürerse o zaman vücut, yağ deposu rezervini artırıyor. Bu yüzden kendinize zaman zaman mutlaka özel vakit ayırın. Stresinizin üstesinden gelebilmek için birileriyle konuşmak ya da düşüncelerinizi yazıya dökmek de iyi gelebilir. Boston Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmanın sonuçlarına göre gerilimden en kolay kurtulmanın yolu onun üzerine gitmek.</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/bebenaz.wordpress.com/143/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/bebenaz.wordpress.com/143/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/bebenaz.wordpress.com/143/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/bebenaz.wordpress.com/143/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/bebenaz.wordpress.com/143/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/bebenaz.wordpress.com/143/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/bebenaz.wordpress.com/143/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/bebenaz.wordpress.com/143/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/bebenaz.wordpress.com/143/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/bebenaz.wordpress.com/143/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/bebenaz.wordpress.com/143/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/bebenaz.wordpress.com/143/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=bebenaz.wordpress.com&blog=3457289&post=143&subd=bebenaz&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://bebenaz.wordpress.com/2008/08/14/sismanligin-gizli-sebepleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/b655d9d3f228bc2c9f543ede0e3d370f?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">Editör</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Çalışan Annelerin Bilmedikleri Hakları!</title>
		<link>http://bebenaz.wordpress.com/2008/07/19/calisan-annelerin-bilmedikleri-haklari/</link>
		<comments>http://bebenaz.wordpress.com/2008/07/19/calisan-annelerin-bilmedikleri-haklari/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 Jul 2008 08:31:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editör</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik&Aile]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[kariyer]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://diyet.erol.gen.tr/?p=49</guid>
		<description><![CDATA[Ülkemizde yüzde 70’den fazla işyerinde hamilelik nedeniyle işten çıkartılan kadın, patronuna dava açamıyor. Yasalara rağmen birçok işyeri yeni doğum yapan kadının ihtiyacı olan ortamı sağlamıyor ve izinleri kullandırmada sorun çıkartıyor
Çocuk da yaparım, kariyer de&#8230;” sloganı tarihe karıştı. Birleşmiş Milletler raporuna göre kadınların liderlik pozisyonuna yükselmelerinin önünde ciddi engeller var. Patronlar, çocuk doğurup işini ihmal edeceği [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=bebenaz.wordpress.com&blog=3457289&post=49&subd=bebenaz&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>Ülkemizde yüzde 70’den fazla işyerinde hamilelik nedeniyle işten çıkartılan kadın, patronuna dava açamıyor. Yasalara rağmen birçok işyeri yeni doğum yapan kadının ihtiyacı olan ortamı sağlamıyor ve izinleri kullandırmada sorun çıkartıyor</p>
<p>Çocuk da yaparım, kariyer de&#8230;” sloganı tarihe karıştı. Birleşmiş Milletler raporuna göre kadınların liderlik pozisyonuna yükselmelerinin önünde ciddi engeller var. Patronlar, çocuk doğurup işini ihmal edeceği düşüncesiyle kadın yöneticiyi tercih etmiyorlar. Araştırmalar bu nedenle çocuk yapma hayalinden vazgeçen kadınların sayısının her geçen gün arttığını söylüyor. Çocuk doğuranların durumu ise içler acısı.<br />
Hamileliklerinde uyduruk bir neden gösterilerek işten çıkartılanlar, tuvaletlerde süt sağanlar, süt iznine gitmek istediği için patronunun ters bakışlarına maruz kalanlar, uzayan toplantılarda sütünü çekemediği için ateşlenenler, işe döner dönmez önüne yığılan dosyalar nedeniyle geç saatlere kadar çalışmak zorunda kalanlar&#8230;<br />
<span id="more-49"></span>4857 sayılı İş Kanunu’nda kadının doğum öncesi ve sonrasına dair yasal hakları açıkça belirtilmiş. Üstelik 50’den fazla işçinin çalıştığı her işyerinde emzirme odası ve kreş olması gerekiyor.</p>
<p>Gazi Üniversitesi İş Hukuku Profesörü Nizamettin Aktay merak edilen soruları yanıtladı.</p>
<p><strong>- İş Kanununun 74. maddesindeki izin süreleri sizce yeterli midir?</strong><br />
Avrupa standartlarının altındadır. İzin süreleri daha uzun olmalı, bir yaşından küçük evlat edinen anneye de aynı haklar verilmelidir. Babalara doğum izninin yürürlülüğe girmesi sevindiricidir.<br />
<strong><br />
- İşten çıkartılan hamile kadının yasal hakları nedir?</strong><br />
Yasaya göre işveren geçerli bir sebep göstermeden ve bu sebepi kanıtlamadan hamile bir kadını işten çıkartmışsa ağırlaştırılmış tazminat cezasına çarptırılır. Dört aylık maaşı, dört aya kadar çalışmadığı sürenin maaşı ve kıdem tazminatının toplamını işçisine ödemesi gerekir. Ancak bu 30’dan fazla kişinin çalıştığı işyerleri için geçerlidir. İşverenler başlarına bu tür işler açılmaması için çalışan sayılarını 29 gösteriyorlar. Kısaca ülkemizde yüzde 70’den fazla işyerinde böyle bir dava açamıyorsunuz.</p>
<p><strong>- Peki işveren işten çıkartmıyor, ama süt izni gibi yasal haklarını kullanmada sorun çıkartıyorsa&#8230;</strong><br />
Bu durumda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na durumu bildirip, takip kararı aldırtmanız lazım. Durum kanıtlanırsa, yine işverene para cezası uygulanıyor. Ancak ülkemizde bu işler çok ağır yürüyor ya da takip edilmiyor. Kamu bürokrasisinin işverenin üstüne gitmemek gibi bir tavrı vardır.<br />
<strong><br />
- Çok büyük şirketlerde bile emzirme odası veya kreş yok. Bunun da cezai yaptırımı yok mu?</strong><br />
Kanuna göre en az 50 işçinin çalıştığı her işyerinde kreş ve emzirme odası olmalı. Yoksa para cezası uygulanıyor ve Bakanlık sizden kısa bir süre içinde bu odaları yaptırmanızı istiyor. Bunun sorun olacağını düşünen şirketler ise çalışan sayısını en fazla 49 gösteriyor. Zaten böyle göstermeseler de takip edilmiyor.</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/bebenaz.wordpress.com/49/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/bebenaz.wordpress.com/49/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/bebenaz.wordpress.com/49/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/bebenaz.wordpress.com/49/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/bebenaz.wordpress.com/49/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/bebenaz.wordpress.com/49/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/bebenaz.wordpress.com/49/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/bebenaz.wordpress.com/49/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/bebenaz.wordpress.com/49/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/bebenaz.wordpress.com/49/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/bebenaz.wordpress.com/49/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/bebenaz.wordpress.com/49/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=bebenaz.wordpress.com&blog=3457289&post=49&subd=bebenaz&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://bebenaz.wordpress.com/2008/07/19/calisan-annelerin-bilmedikleri-haklari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/b655d9d3f228bc2c9f543ede0e3d370f?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">Editör</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>ÇOCUK ve ERGEN PSİKİYATRİSİ</title>
		<link>http://bebenaz.wordpress.com/2008/06/01/cocuk-ve-ergen-psikiyatrisi/</link>
		<comments>http://bebenaz.wordpress.com/2008/06/01/cocuk-ve-ergen-psikiyatrisi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Jun 2008 07:22:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editör</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[ergenlik]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://bebenaz.wordpress.com/?p=24</guid>
		<description><![CDATA[Davranış ve Alışkanlık Sorunları-parmak emme, tırnak yeme, sallanmalar, el şaklatma, tikler, tutturma, kafasını vurma veya kendine zarar verme, vücudunu kesme-Uyku Sorunları-uykuya dalamama, sık uyanma, uykuda korkular, gece terörü, diş gıcırdatma, kâbuslar, uykuda yürüme-Beslenme Sorunları-iştahsızlık, yemek reddi, organik sebebe bağlı olmayan kusmalar, ağzında yemek tutma, yemek seçme, aşırı yeme, anoreksia, bulumya, tıkınarak birden çok fazla yemeler-Konuşma [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=bebenaz.wordpress.com&blog=3457289&post=24&subd=bebenaz&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p><span style="font-size:small;">Davranış ve Alışkanlık Sorunları-parmak emme, tırnak yeme, sallanmalar, el şaklatma, tikler, tutturma, kafasını vurma veya kendine zarar verme, vücudunu kesme-</span><span style="font-size:small;">Uyku Sorunları-uykuya dalamama, sık uyanma, uykuda korkular, gece terörü, diş gıcırdatma, kâbuslar, uykuda yürüme-</span><span style="font-size:small;">Beslenme Sorunları-iştahsızlık, yemek reddi, organik sebebe bağlı olmayan kusmalar, ağzında yemek tutma, yemek seçme, aşırı yeme, anoreksia, bulumya, tıkınarak birden çok fazla yemeler-</span><span style="font-size:small;">Konuşma Bozuklukları-konuşmada gecikme, bazı sesleri çıkaramama, kekemelik, hızlı konuşma</span></p>
<p><span style="font-size:small;">Tuvalet Alışkanlığı Sorunları-tuvalet eğitiminde zorlanma, gece veya gündüz idrar kaçırma, kaka kaçırma, aşırı tuvaletini tutma-</span></p>
<p><span style="font-size:small;">Takıntılar, Saplantılar-aşırı el yıkama, sayarak hareketleri tekrarlama, aynı hareketi yapma, dokunma ihtiyacı duyma, kötü bir şey olmasın diye bazı şeyleri söyleme veya yapma ihtiyacı-</span><span style="font-size:small;">Karşıt gelme Bozukluğu-her konuda muhalefet olma otoriteyi kuralları reddetme eğilimi<span style="font-size:small;"><span id="more-24"></span></p>
<p></span></span></p>
<p> </p>
<p><span style="font-size:small;">Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu-dikkatini akranlarına kıyasla sürdürmede yönlendirmede, gerekli yere yoğunlaştırmada zorlanma, uygunsuz hareketlilik, düşünmeden hareket etme ve bu nedenle okulda ve günlük hayatta sorunlar yaşama-</span></p>
<p><span style="font-size:small;">Davranım Bozukluğu-agresif, zarar verici, şiddet içeren davranışları olması, kuralları dinlememe, yalan söyleme, evden-okuldan kaçma, küfür etme, insanlara hayvanlara zarar verme davranışı, hırsızlık-</span></p>
<p><span style="font-size:small;">Cinsel Kimlik Bozukluğu-kendi cinsel kimliğine uygun olmayan davranışlar, tercihler, hemcinsinden hoşlanma-</span></p>
<p><span style="font-size:small;">Ayrılık Anksiyetesi-anneden ayrılamama, yuvaya başlamada zorlanma, okula başlamada zorlanma, değişikliklere alışamama-</span></p>
<p><span style="font-size:small;">Sosyal Fobi-yabancılarla iletişimde zorlanma, utangaçlık, çekingenlik, hakkını koruyamama-</span></p>
<p><span style="font-size:small;">Öğrenme sorunlar-zekâya paralel öğrenmede, okuma-yazmada, matematikte, anlamada zorluklar-</span></p>
<p><span style="font-size:small;">Zekâ gerilikleri<br />
Üstün Zekâlı Çocuklar</span></p>
<p><span style="font-size:small;">Korkular-karanlık, hayvan, asansör, yalnız yatamama, ölüm-<br />
Anksiyete Bozuklukları<br />
Panik atak<br />
Akran ilişkisinde zorluk<br />
TV, bilgisayar, internetteki oyunlara alışkanlık<br />
Kafa travmalarına Bağlı ruhsal Bozukluklar<br />
Hastane sendromu, doktor korkusu<br />
Astım, sara, diabet, kalp, kalça çıkığı gibi uzun süreli tedavi gerektiren kronik hastalığı olan çocuklar</span></p>
<p><span style="font-size:small;">Saç dökülmesi, saçını kaşını kopartma<br />
Ergenlikte uyum sorunları<br />
Genç Suçluluğu<br />
Uygunsuz mastürbaşyon: erken çocuklukta cinsel bölgeyi bir yere sürtme veya kendini kasma, gençlerde aşırı sık mastürbasyon yapma, abartılı rahatsız olma.</span></p>
<p><span style="font-size:small;">Çocuk istismar ve ihmali-cinsel taciz, şiddete maruz kalma, uygunsuz şiddete tanık olma, erken cinselliğe şahit olma, temel ihtiyaçların bakım veren tarafından karşılanmaması-</span></p>
<p><span style="font-size:small;">Travma Sonrası uyum zorlukları-anne, baba, kardeş, yakın sevgi veren kişinin ölümü, trafik kazaları, saldırıya, şiddete uğrama veya ailesinden birinin başına gelmesi, doğal felaketler yaşama, acil sağlık sorunları, ani hayattaki değişiklikler, aşırı utanma, korku, taciz yaşama </span></p>
<p><span style="font-size:small;">Ailede Psikiyatrik hastalık olması<br />
Yaygın gelişimsel bozukluk-İnfantil Otizim, Asperger sendromu<br />
Reaktif bağlanma Bozukluğu-otistik gibi belirtileri olan ama aslında anne-çocuk ilişkisinin uygunsuz olduğu durumlar<br />
Erken çocukluk Şizofrenisi<br />
Manik-depresif-bipolar bozukluk, mizaç dalgalanması sorunları</span></p>
<p><span style="font-size:small;">Çocukluk Depresyonu</span></p>
<p><span style="font-size:small;">Uyuşturucu Madde veya Alkol Kötüye Kullanımı<br />
Tıbbi sebebe bağlı olmayan ağrılar veya vücut rahatsızlıkları-yutkunma sorunu, nefes açlığı, çarpıntı, baş-karın ağrıları, kusma-<br />
Üzüntü-sıkıntı durumlarında bayılmalar, uyuşmalar</span></p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/bebenaz.wordpress.com/24/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/bebenaz.wordpress.com/24/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/bebenaz.wordpress.com/24/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/bebenaz.wordpress.com/24/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/bebenaz.wordpress.com/24/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/bebenaz.wordpress.com/24/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/bebenaz.wordpress.com/24/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/bebenaz.wordpress.com/24/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/bebenaz.wordpress.com/24/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/bebenaz.wordpress.com/24/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/bebenaz.wordpress.com/24/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/bebenaz.wordpress.com/24/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=bebenaz.wordpress.com&blog=3457289&post=24&subd=bebenaz&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://bebenaz.wordpress.com/2008/06/01/cocuk-ve-ergen-psikiyatrisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/b655d9d3f228bc2c9f543ede0e3d370f?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">Editör</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>çocuklarda özsaygıyı geliştirmenin 20 yolu</title>
		<link>http://bebenaz.wordpress.com/2008/05/01/cocuklarda-ozsaygiyi-gelistirmenin-20-yolu/</link>
		<comments>http://bebenaz.wordpress.com/2008/05/01/cocuklarda-ozsaygiyi-gelistirmenin-20-yolu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 May 2008 16:43:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editör</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenme]]></category>
		<category><![CDATA[gençlik]]></category>
		<category><![CDATA[gurur]]></category>
		<category><![CDATA[kural]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluk]]></category>
		<category><![CDATA[saygı]]></category>
		<category><![CDATA[sevme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://bebenaz.wordpress.com/?p=14</guid>
		<description><![CDATA[
Ebeveynler, çocuğun öz saygısının ilk temellerini oluştururlar. Çocuğun kendini sevgi dolu ve yetenekli hissetmesi için aileler neler yapabilir? İşte burada öz saygıyı geliştirecek 20 yol bulunmaktadır.
Çocuğa öz saygı kazandırma, çocuğun öğrenme, sevme ve yaratma yeteneğini güçlendirmektedir. Öz saygı, mutlulukla ve hayattaki başarıyla ilgilidir. Bazı düşünürlere göre öz saygı, tamamen aile sevgisiyle birlikte iyi bir eğitimin [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=bebenaz.wordpress.com&blog=3457289&post=14&subd=bebenaz&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p class="MsoNormal"><img class="alignleft" style="float:left;" src="http://img101.imageshack.us/img101/821/ocuklarnelinibrakmazdor5.jpg" alt="saygı" width="289" height="402" /></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Ebeveynler, çocuğun öz saygısının ilk temellerini oluştururlar. Çocuğun kendini sevgi dolu ve yetenekli hissetmesi için aileler neler yapabilir? İşte burada öz saygıyı geliştirecek 20 yol bulunmaktadır.</span></p>
<p>Çocuğa öz saygı kazandırma, çocuğun öğrenme, sevme ve yaratma yeteneğini güçlendirmektedir. Öz saygı, mutlulukla ve hayattaki başarıyla ilgilidir. Bazı düşünürlere göre öz saygı, tamamen aile sevgisiyle birlikte iyi bir eğitimin ürünüdür. New York’lu psikolog ve gençlik terapisti Prof. Dr. Barbara Berger’e göre öz saygı, çocuğun kendi kendisiyle gurur duymasıdır. Yüksek öz saygıya sahip olmak, çocuğun hem sevgi dolu hem de yetenekli olmasını sağlamaktadır. Çocuk, değerli olduğuna inanmalı, bir şeyler önermeli ve kendi kendisiyle ve çevresiyle barışık olmalıdır.</p>
<p>Çocuğun sevgiyi ve yeteneğini hissetme derecesi, gelecekteki yaşamında onu her alanda etkileyecektir. Aynı zamanda da, çocuğun yaratıcılık yeteneğini, diğerleriyle ilişkisini ve başarılı olmasını belirlemede önemli bir faktör olmaktadır. Ebeveynler, çocuğun öz saygısının ilk temellerini oluştururlar. Çocuğun kendini sevgi dolu ve yetenekli hissetmesi için aileler neler yapabilir? İşte burada öz saygıyı geliştirecek 20 yol bulunmaktadır.</p>
<p><strong>1- Şartsız Sevgi Göstermek</strong></p>
<p>Çocuğunuz her ne yaparsa yapsın ona değer verdiğinizi ve kabul ettiğinizi bilmesini sağlayın. Ev ona göre için, risk ve tehlikelerle dolu dünyadan döndüğü zaman, sevgi için, emniyetli bir yakıt alma istasyonu gibidir. Mesajlarınız “Seni seviyorum &#8211; odanın kirli olmasına rağmen, kız kardeşin kadar atletik olmamana rağmen, notlarının çok iyi olmamasına rağmen, yaptıklarından hoşlanmama rağmen &#8211; hala seni seviyorum” olmalıdır.</p>
<p>Onu hala sevdiğinizi göstermek ve çocuğunuzun yanlış davranışını düzeltmek için, onun doğru yaptığı bir şeyi görerek işe başlayabilirsiniz. Örneğin, odası karma karışıksa ve sadece yatağını toplamış ise ona “Gerçekten yatağını topladığına çok sevindim. Şimdi senden istediğim şey masanı temizlemen” diye ifade edin.</p>
<p class="MsoNormal"><span id="more-14"></span></p>
<p><strong>2- Sinirli Olmanızdan Sorumlu Olduğunu Belirtmek</strong></p>
<p>4 yaşındaki çocuğunuz oyuncağını yatmakta olan kardeşinin beşiğine fırlattığı için sinirlisiniz. Onun böyle bir hareketinde sinirinizi ona nasıl aktarırsınız? Prof. Dr. Thomas Gordon’un önerdiği en basit mesaj “Ben” mesajıdır. “Sen kötü bir çocuksun!” ya da “Sen aptalsın!” yerine, “Sen böyle yaptığında, ben …………../………… hissediyorum”,”Sen oyuncaklarını attığında kendimi sinirli hissediyorum. Ona gerçekten zarar verebilirdin” diyebilirsiniz. Buradaki mesaj, duygularınızın onun çocuk dünyasına değil onun belirli davranışlarına yönelik olduğudur.<br />
<strong><br />
3- Açık İsteklerde Bulunmak</strong></p>
<p>Çocuğunuzun ondan ne istediğinizi bilmesini sağlayın. Bu ona alternatif davranışları öğrenmesi için bir şans verecektir. Örneğin; “Oyuncaklarını kardeşinin beşiğine atmamalısın. Bunun yerine o uyandığında ona trenini gösterebilirsin” şeklinde bir açıklama yapılmalıdır. İstekleri ona açıkça belirtmek, ondan ne istediğinizi anlamasını kolaylaştıracaktır.</p>
<p><strong>4- Dinlemeyi Öğrenmek</strong></p>
<p>Çocukların duyguları, gözlemleri ve algıladıkları dinlenmeye değerdir ve böyle yapmak çocukların öz saygılarını artırmaktadır. Size bir şeyler söylemek istediğinde, gerçekten ona zaman ayıramayacaksanız uygun olmadığınızı ve ne zaman uygun olacağınızı söyleyin. Gordon’un bir başka tekniği olan “Aktif dinleme”de, çocuğunuzu yanınıza çağırıp onu duyduğunuzu ve onun ne söylemeye çalıştığını anladığınızı ifade edin. Mesela 7 yaşındaki bir kız çocuğu şöyle diyebilir:</p>
<p>Kız: “Baba sana çok kızgınım ve bir daha odama girmeni istemiyorum”.</p>
<p>Baba: “Sen gerçekten çok kızgınsın öylemi hımm”.</p>
<p>Kız: “Evet çünkü sen beni kaymaya götüreceğini söylemiştim ama artık çok geç”.</p>
<p>Baba: “Oh, anladım. Çünkü seni dışarıda kaymaya götüreceğim konusunda söz verdim ve bu sözü tutmadım. Gerçekten üzgünüm. Çok geç vakte kadar çalıştım ve seni aramayı da unuttum. Bunu yarına alabilir miyiz?”</p>
<p>Aktif dinlemeyle aileler, olayları daha çok çocuğun gözünden görmeye başlamakta ve böylece çocuk da duygularına önem verildiğini anlamaktadır.</p>
<p><strong>5- Çocuğun Duygularını Ciddiye Almak<br />
</strong><br />
Çocuğunuzun korkularını ve negatif duygularını onları reddetmektense ciddiye alın ve onları yenmesine ve kendi çözümünü bulmasına izin verin. Oğlunun canavarlardan korktuğunu öğrenen bir babanın yaklaşımı aşağıda verilmiştir.</p>
<p>Oğlan: “Baba yatağa gidemiyorum. Çünkü odamda canavarlar gizleniyor”.</p>
<p>Baba: “Gel bakalım belki canavarlarla arkadaş oluruz. Canavarlar ne yemekten hoşlanıyor biliyor musun?”.</p>
<p>Oğlan: “Belki tatlı, bisküvi seviyordur”.</p>
<p>Baba: “Bu hoşlarına gidebilir. Gel canavarlara yemek koyalım. Canavarlara ne istediğini sor? Neden sormuyorsun?”.</p>
<p>Oğlan: “İnsanları korkutmak istiyor”.</p>
<p>Baba: “Neden?”</p>
<p>Oğlan: “Güçlü hissetmek için”</p>
<p>Baba: “Eğer onunla arkadaş olursan sana ne yapabilir?”.</p>
<p>Oğlan: “Beni koruyabilir.”</p>
<p>Baba: “Bana iyi bir arkadaş olabilir gibi geliyor ya sana?”.</p>
<p>Oğlan: “Evet.”</p>
<p>Bu diyalog sayesinde aileler, çocuğun duygularını ya da neye gereksinimi olduğunu öğrenmekte, çocuk artık canavarın kendisine fazla tesiri olmayacağını görerek daha pozitif düşünmektedir. En önemlisi de çocuğun canavara yansıttığı gücü kendine çevirmesidir.</p>
<p><strong>6- Çocuğun Varlığını Kabul Etmek</strong></p>
<p>Annelerin zaman zaman söylenmelerinin hatta jestlerle bile “keşke çocuk doğurmasaydım, o bir yük ve artık dayanamayacağım” diye ifade etmelerinin yanlış olduğu, özellikle bu gibi mesajlar sık sık tekrar edildiğinde çocuğun istenmediği ve kendisine değer verilmediği duygusuna kapılacakları uzmanlarca hatırlatılır. Bu durum özellikle evdeki yeni bebekle ilgili olmasına rağmen, annelerin bu yakınmaları uyumlu bir çocuğun bile istenmediğini düşünmesine neden olmaktadır. Böyle zamanlarda çocukların özel bir ilgiye ihtiyaçları vardır. Aileler yakınları tarafından desteklenmeli ve yaşantıdaki çocuğun varlığına değer verilmelidir.</p>
<p><strong>7- Değerlendirecek Günlük Bir Şeyler Bulmak</strong></p>
<p>Çocuklar kötü bir şey yaptıklarında ilgi çekmek, iyi bir davranışta bulunduklarında da onaylanmak istemektedirler. Yaptıkları, hergün yapılan sıradan bir şey bile olsa, değerini artıran yaptıklarının onaylanmasıdır. Çocukların sevgi ve yeteneklerini onlara hatırlatan bazı etkinlikler aşağıda sıralanmıştır.</p>
<p>Disiplin içermeyen tüm ailecek yenen bir akşam yemeği. Herkes o gün birbiriyle başardıkları, öğrendikleri veya hissettikleri güzel şeyleri paylaşabilir. Örneğin; “Okula zamanında gittim” veya “Bir kurbağa buldum”. Ebeveynler de bu etkinliğe katılarak çocuklarının başarılarını onayladıklarını gösterebilirler. Sorunları olan çocuklara bu arada “Bugün seni müthiş bir şey yaparken gördüm. Ayakkabını giydin ve bağcıklarını kendin bağladın.” diyerek teşvik edilebilir.</p>
<p>Yine yemekte, sırayla herkesle ilgilenilir ve diğerleri onun nesini sevdiğini, hoşlandığını ve takdir ettiğini söyleyebilir. Örneğin; “Senin öğrendiğin yeni şarkıyı çok seviyorum.” veya “Bu sabah söylediklerin gerçekten beni etkiledi”.</p>
<p>Çocuğunuzun odasına, banyodaki aynaya veya beslenme çantasına ufak kağıtlara çizilmiş küçük resimler ya da yazılmış sevgi mesajları konulabilir.</p>
<p>Çocuğunuzun yatağının baş ucuna onun yapmayı sevdiği bir etkinliği içeren (örneğin oyun oynadığı veya ata bindiği) ve ailenin topluca yer aldığı iki fotoğraf konulabilir. Böylece çocuk her gece becerikliliğini ve sevdiklerini hatırlayacaktır.<br />
<strong><br />
8- Çocukla Yalnız Vakit Geçirmek</strong></p>
<p>Bir çok ebeveyn için zaman çok sınırlıdır. Bununla beraber uzmanlar her bir çocukla yalnız zaman geçirmenin çok önemli olduğunu belirtmektedirler. Bir pazar sabahı dışarıda kahvaltı edilebilir veya yemekten sonra parkta küçük bir yürüyüş yapılabilir. Zaman zaman onun seviyesine inip onun kuralları ve oyuncaklarıyla oynamak da yararlı olacaktır. Kardeşini kıskanan ve yeni doğan bebekten dolayı geri planda kalan çocuğunuzla yalnız zaman harcamak için çaba sarf etmelisiniz.<br />
<strong><br />
9- Çocuğun Bazı Şeyleri Kendisinin Yapmasına İzin Vermek</strong></p>
<p>Ebeveynler genellikle çocuklarının yapmakta zorlandığı işleri üzerlerine alarak onlara yardımcı olduklarını düşünürler. Bu yardım, “Sen bunu yapamazsın. Sen yeterince iyi değilsin” mesajlarını verebilir, ki bu da çocuğun kendine olan saygısını azaltır. Çocukların bir işi başarmak için mücadeleye davet edilmeleri gerekmektedir. Ayrıca çocuklara, problemlerini çözmek ve kendi yeteneklerini keşfetmek için fırsatlar da verilmelidir. Yardım istediklerinde, ilk olarak, o işin üstesinden gelebileceklerine onları inandırarak cesaretlendirmek gerekir. “Hadi bakalım, şu elbiseni kendin düğmeleyebilecek misin görelim?” denilebilir. Ya da direkt olmayan tavsiyelerde bulunulabilir. Örneğin “Baş parmağını ilikten geçirirsen, daha kolay düğmeleyebilirsin”.</p>
<p>10- Çocuğun Özel Eşyalarına Saygı Göstermek</p>
<p>Anne-babalar, sıklıkla çocuklarına verdikleri oyuncakların ve kitapların kontrolünü elde tutarlar. Örneğin; bir eşyasının atılmasına, çocuktan çok ebeveynler karar verir. Çocuğunuzun o oyuncakla oynama çağının geçtiğini düşündüğünüz halde, çocuğun ona hala ve belki de yıllarca ihtiyacı olabilir. Bu nedenle eşyalarını atmadan önce ona sormalısınız.</p>
<p><strong>11- Çocuğun Düşüncelerine Saygı Göstermek</strong></p>
<p>Çocuğunuzun herhangi bir konuda düşüncesini sormanız, onun duygularının, gözlemlerinin ve algılayışının değerli olduğunu düşünmesini sağlayacaktır. Partiye giderken ne giyeceğinizi ya da öğle yemeğinde ne yapabileceğinizi ona sorabilirsiniz. Tabii her zaman çocuğunuzla aynı görüşte olmayabilirsiniz. Ama ona neden, onun görüşünden farklı bir karara vardığınızın sebeplerini açıklarsanız, düşüncelerinin tamamen faydasız olmadığını anlayabilecektir.</p>
<p><strong>12- Çocuğun Yeteneklerini Kabul Etmek</strong></p>
<p>Her yeni beceri ve başarı, onun yetenekli olduğu düşüncesini kuvvetlendirmektedir. Ne kadar küçük olursa olsun her başarısı kabul edilmeli ve ona başarılı olacağı şeyler bulunmalıdır. Ayrıca ebeveynler, onlardan bazı şeyleri kendilerine öğretmelerini isteyebilirler. Yeni bir bilgisayar oyunu oynamayı veya bir sihirbazlık numarasını öğretmesi istenebilir, buradaki mesaj açıktır: “Sen yeteneklisin.” Bazı şeyleri yaparken onun yardımı istenebilir.</p>
<p>Örneğin; akrabalara hediyeler hazırlarken fikri alınabilir ya da bir çalar saat yardımıyla sabah kendi kendine uyanabilmekte yeterli olduğu gösterilebilir. Çocuğunuzun notları çok kötü olmadıkça, onun başka başarılarının ve çabalarının olduğunu kabullenmesi sağlanabilir. Örneğin; matematikte zayıfsa, fakat ödevlerine özen gösteriyorsa ya da sizden özel yardım istiyorsa, onun çabaları dikkate alınmalıdır. Ayrıca, akademik başarısı iyi olmayan bir çocuğun, atletik ya da artistik başarısı iyi olabilir. Onu bu yeteneklerinden dolayı övmek ve cesaretlendirmek gerekmektedir.<br />
<strong><br />
13- Çocuğun Tercihlerine Saygı Göstermek</strong></p>
<p>Çocuğun kendine olan saygısını artırmanın bir yolu da, onun tercihlerini ve duygularını kabul etmektir. Ebeveynler, çocukları için eğlenceli veya yararlı olan etkinlikleri önerebilirler. Fakat onu ön yargılı davranmaya zorlarlarsa, çocuk kendisinin yeterince iyi olmadığı mesajını alacaktır.</p>
<p><strong>14- Çocuklara Önemli Olanın Vücutları Olmadığını Öğretmek</strong></p>
<p>Çocuklar büyürken, yüzlerindeki sivilcelerden veya çillerden rahatsız olmaktadırlar. Ebeveynler, onlara vücudun sadece bir paket olduğunu, gerçek hediyenin içeride olduğunu yani kişiliğin varlığını anlatmalıdırlar. Onların başlarına gelen bu tür problemlerin anlaşıldığı ve o yaşlarda başımıza geldiği, fakat bu tür şeylerin geçici ve kontrolümüz altında olduğu belirtilmelidir.</p>
<p>Eğer çocukta kilo veya deri problemi varsa bile, onu nasıl görünürse görünsün sevdiğinizden emin olmasını sağlamalısınız. Eğer çocuk görünüşü ile ilgili bir şeyler yapmak istiyorsa ona yaşantısını değiştirmesini destekleyecek bir şekilde yardım önerilebilir. “Kilondan şikayet ediyor gibi bir halin var. Eğer ilgilenirsen, bu konuda yapabileceğin yeni bir şeyler duydum”. Ama “Hayır, teşekkür ederim” cevabına da hazır olunmalıdır. Eğer kabul ederse, onu bir diyet ya da eksersiz programı takip etmesini sağlayarak destekleyebilirsiniz.<br />
<strong><br />
15- Çocuk İçine Kapanıksa Yardım Etmek</strong></p>
<p>Çocukların bazı bozuk ya da sözel olarak rahatsız edici davranışları onların kendilerine saygıları hakkında ciddi mesajlar verebilir. Böyle zamanlarda ebeveynler, sevgiyi ve gerçekleri sunarak yardımcı olabilirler. Onları ciddi bir şekilde dinlemeli, ne demek istediklerini anlamalı ve sonra ne söylemek istediğinizi anlatmalısınız. Örneğin; çocuğunuz, “Ben çok aptalım, hiçbir şeyi doğru yapamıyorum” dediğinde, “Aptal olduğunu düşündüğünü biliyorum, ama seninle aynı görüşte değilim. Belki, bazı şeyleri öğrenmek için daha çok zamana ihtiyacın var, ama biliyorum ki, sen de yeteneklisin. Hatırlasana, oyuncak kamyonunu nasıl da tamir etmiştin? Bu, yaratıcılığı gerektirir.” diyerek cevap verebilirsiniz.</p>
<p>Bazı ebeveynler, çocuğun güvenini tekrar kazanmasını sağlamak için kişilik özelliklerini kullanmada oldukça duyarlıyken bazıları da çok iyi bir dinleyicidirler. Tepki her ne olursa olsun, çocuk sevildiği ve yetenekli olduğu üzerinde durularak ikna edilmelidir.</p>
<p><strong>16- Sevgiyi Fiziksel Olarak İfade Etmek</strong></p>
<p>Ebeveynleri tarafından kucaklanma ve okşanma çocuklarda, kendine saygının gelişmesine yardım etmektedir. Çocuklar sözel olmayan davranışlara karşı çok duyarlıdırlar. Çocuklara “seni seviyorum” demekten çok sevgi, davranışlarla onları okşayarak belli edilmelidir.</p>
<p><strong>17- Çocukla Göz Seviyesinde Konuşmak</strong></p>
<p>Çocuklarla konuşurken, daima onlardan yüksekte olmamaya dikkat edilmelidir. Bu onun sadece kendini küçük hissetmesini sağlamakla kalmayacak aynı zamanda ebeveyn ve çocuk arasında büyük bir mesafe olduğuna inanmasına da yol açacaktır. Her zaman onunla konuşurken, yanına çömelerek ya da oturarak ya da onu sizin seviyenize çıkararak göz kontağı kurularak konuşulmalıdır. Bu daha yakın bir iletişimi sağlayacaktır.</p>
<p><strong>18- Çelişkili Mesajlar Vermekten Sakınmak</strong></p>
<p>Çelişkili mesajlar, ebeveynlerin sözleriyle başka, davranışlarıyla başka bir şeyi ifade ettiğinde ortaya çıkar. Örneğin; çocuğa, çok sinirli olarak yüzüne bakmadan “seni seviyorum” demeniz ya da korktuğunda, gece yanınıza gelebileceğini söyleyip geldiğinde kızmanız onu çelişkiye düşürebilir. Öncelikle çocuğa karşı dürüst olunmalıdır. Kızarken, kızgın olmadığınızı söylememelisiniz.</p>
<p>Çocuğa model olunmalı, ona söylediğinizi siz de yapmalısınız. Fikir birlikteliklerinizi ifade etmeli ve verdiğiniz sözleri tutmalısınız. İstekleriniz ve kurallarınız açık olmalı, ne hissettiğinizi ya da ne düşündüğünüzü söylemelisiniz. Sözlerinizle vücut dilinizin birbirine uymasına dikkat etmelisiniz.</p>
<p><strong>19- Duygularınızı Çocukla Paylaşmak</strong></p>
<p>Ebeveynler, çocuklarıyla incinebilecekleri duygularını bile paylaştıklarında, onları kendi deneyimlerini ve duygularını kabul etmeye cesaretlendirmiş olacaklardır. Çocuklar, anne ve babalarının anılarını, eğlendikleri ve korktukları anları, nasıl karşılaştıklarını, çocukları olmasının nasıl bir şey olduğunu hikaye şekline getirdiklerinde anne ve babalarını daha yakından tanıyacaklardır. Aile hikayelerini çocuklarla paylaşma, kendi kökleriyle gurur duymalarını sağlayacaktır.</p>
<p><strong>20- Her Çocuğun Tek Olduğu Üzerine Odaklanmak</strong></p>
<p>Çocuklar hakkında özel şeyleri ebeveynler keşfetmeli ve onlara söylemelidir. Böyle yaparak duyarlı, şiirsel olan çocuğa yaratıcı olma ve kendini dile getirme fırsatı; oldukça uzun boylu bir kız çocuğuna yeni spor dallarının kapısını açma, kariyer ve moda fırsatı verilebilir. Çocuklarda kendine saygıyı geliştirme, üstesinden gelinemeyecek bir iş değildir. İki önemli parçası olduğu- sevgiyi ve yeteneğini hissettirme &#8211; akıldan çıkarılmamalıdır. Ve tabii ki, her iki duyguyu besleyecek şekilde davranılmalı ve konuşulmaya çalışılmalıdır. Ebeveynlerin mükemmel olamadıkları ve en iyisini yapamadıkları zamanlar vardır. Fakat en önemlisinin, bir çocuğun sevgiyi düzenli aralıklarla alması olduğu unutulmamalıdır.</p>
<p>Kaynak: KAHN, Ellie (1990) 20 Ways To Make Your Kid Feel Great. Parents.Vol: 65, No:6, 94-98, 194-195</p>
<p>Çeviren ve Düzenleyen:Yrd.Doç.Dr. Çağlayan DİNÇER Gazi Üniversitesi Mesleki Yaygın Eğitim Fakültesi Çocuk Gelişimi Yaygın Eğitimi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi</p>
<p>Kaynak: egitim.com</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/bebenaz.wordpress.com/14/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/bebenaz.wordpress.com/14/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/bebenaz.wordpress.com/14/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/bebenaz.wordpress.com/14/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/bebenaz.wordpress.com/14/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/bebenaz.wordpress.com/14/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/bebenaz.wordpress.com/14/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/bebenaz.wordpress.com/14/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/bebenaz.wordpress.com/14/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/bebenaz.wordpress.com/14/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/bebenaz.wordpress.com/14/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/bebenaz.wordpress.com/14/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=bebenaz.wordpress.com&blog=3457289&post=14&subd=bebenaz&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://bebenaz.wordpress.com/2008/05/01/cocuklarda-ozsaygiyi-gelistirmenin-20-yolu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/b655d9d3f228bc2c9f543ede0e3d370f?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">Editör</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://img101.imageshack.us/img101/821/ocuklarnelinibrakmazdor5.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">saygı</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>3 &#8211; 6 Yaş Çocuklarda İştahsızlık</title>
		<link>http://bebenaz.wordpress.com/2008/05/01/3-6-yas-cocuklarda-istahsizlik/</link>
		<comments>http://bebenaz.wordpress.com/2008/05/01/3-6-yas-cocuklarda-istahsizlik/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 May 2008 15:28:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editör</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[besin]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[gece]]></category>
		<category><![CDATA[iştah]]></category>
		<category><![CDATA[kalori]]></category>
		<category><![CDATA[zengin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://bebenaz.wordpress.com/?p=10</guid>
		<description><![CDATA[Bu yaş grubunda hemen her çocuk, sıvı-yarı katı ve katı besinleri sorunsuz tüketebilir hale gelmiştir. Ancak yine de pek çok çocukta söz konusu beslenme becerilerinin&#8230;
En önemli özelliği daha önceki ve sonraki yaş gruplarına oranla büyümenin nispeten daha yavaş olmasıdır. Adeta geçici bir durgunluk dönemi denilebilir. Çocuk boy uzunluğu ve vücut ağırlığı artışı göstermeye devam eder [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=bebenaz.wordpress.com&blog=3457289&post=10&subd=bebenaz&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p>Bu yaş grubunda hemen her çocuk, sıvı-yarı katı ve katı besinleri sorunsuz tüketebilir hale gelmiştir. Ancak yine de pek çok çocukta söz konusu beslenme becerilerinin&#8230;</p>
<p>En önemli özelliği daha önceki ve sonraki yaş gruplarına oranla büyümenin nispeten daha yavaş olmasıdır. Adeta geçici bir durgunluk dönemi denilebilir. Çocuk boy uzunluğu ve vücut ağırlığı artışı göstermeye devam eder ancak hızı azalmıştır. Bu nedenle de, bu dönemde yeterli ve dengeli beslenemeyen çocuk anne-babanın dikkatinden kaçabilir. Yetersiz kilo artışı ve boy uzaması gerçekleştiği durumda bile dikkati çekmeyebilir. Ancak unutulmamalıdır ki, bu yaş grubu çocuklar da büyümeye devam ederler, etmelidirler…</p>
<p>Beslenme becerileri büyük ölçüde gelişmiştir. Bu yaş grubunda hemen her çocuk, sıvı-yarı katı ve katı besinleri sorunsuz tüketebilir hale gelmiştir. Ancak yine de pek çok çocukta söz konusu beslenme becerilerinin hala geliştirilmeye ihtiyacı vardır. Bunun için uygun besinlerle becerilerin geliştirilmesi desteklenmelidir.</p>
<p><span id="more-10"></span></p>
<p>Çocuğun bağımsızlığını ilan etmesi, kendi iradesini yaşamak arzusu çok dikkat çekicidir. Bu amaçla sevdiği-sevmediği yiyecekleri belirleme ve kabul ettirme dönemidir. Anne-baba çocuğun tercihlerine saygı duymakla birlikte, uygun zaman aralıklarıyla yeni besinleri teklif etmeli, çocuğun yeni besinleri denemesini sağlamalıdır. Burada baskı yapılmamalı, bu süreç doğal ortamlarda gerçekleştirilmelidir.</p>
<p>Bu yaş grubu çocukların bir diğer özelliği de öğrenmeye çok yatkın oluşlarıdır. Ancak, bu istek genellikle başkalarının davranışlarını izleme ve taklit etme özelliği taşır. Bu nedenle, çocuk olumlu etkilere açık olduğu kadar olumsuz etkilere de açıktır.</p>
<p>Erişkinlerin beslenme davranışlarını kopya etmeyi sever. Bu özellik olumlu yönde kullanılmalıdır.</p>
<p>Beslenme becerileri gelişmiş olsa da, sofra adabının öğrenilmesi ve sofra düzenin benimsetilebilmesi de bu yaş grubunun özelliğidir. Bu nedenle öğün saatlerinde aile ile birlikte sofraya oturmalı, beslenmenin sosyal ve kültürel niteliklerini öğrenmesi için gayret edilmelidir.</p>
<p>Yapılan bir araştırmada okul öncesi yaş grubu çocuklarının beslenme davranışları incelenmiş, aşağıdaki sonuçlar ortaya çıkmıştır.</p>
<p>* Büyük bir kısmı günde üç öğün beslenmeyi sürdürebilmektedir. Boy uzunlukları ve vücut ağırlıkları normal sınırlarda ise sakınca yoktur.</p>
<p>* Bir kısmı öğün aralarında da ara öğün olarak bazı yiyecekleri tüketebilir. Eğer ara öğünde yedikleri ana öğünde besin tüketimini olumsuz etkiliyorsa kaldırılabilir.</p>
<p>* Bir kısmı süte aşırı düşkünlük gösterirken bir kısmı da süt ve süt ürünlerini yemeği reddeder. Bu durumda süt grubunda yer alan yiyeceklerden daha kolay tükettiği tercih edilmelidir. Bir diğer yaklaşım da sütü başka yiyeceklerin içinde tüketmesini sağlamaktır. Sütlü çorbalar ve sütlü tatlılar, dondurma bu amaçla kullanılabilir.</p>
<p>* Ekmek yeme oranı oldukça düşüktür. Pilav, makarna, börek gibi ekmek değişimleri veya hamburger, pizza ve pide gibi ekmek içeren yiyeceklerin önerilmesi söz konusu olabilir.</p>
<p>* Abur-cubur adı verilen yiyecek gruplarıyla tanışmışlardır ve tercih ederler. Belirli disiplin içinde ve özellikle de yemek sonrasında az miktarda yiyebilirler.</p>
<p>* Fast-food grubuyla da bu yaş grubunda tanışırlar. Belirli disiplin içinde yemelerinde sakınca yoktur.</p>
<p>* Tek yönlü şeker tüketimi eğilimleri çok belirgindir. Gerek besin değeri gerek diş sağlığı açısından tercih edilmez.</p>
<p>Anne-babalara öneriler</p>
<p>1. Her öğün için uygun-makul bir süre belirleyin<br />
2. Öğün kuralları oluşturun<br />
3. Daima az-makul miktarda porsiyonlar verin<br />
4. Sofradaki sohbet edin ve buna çocuğunuzu da dahil edin.<br />
5. Masadaki davranışlarını sık sık övün.<br />
6. Belirlenen kuralların üçüncü defa bozulması durumunda kuralları tekrar belirleyin.<br />
7. Süre bitiminde yemeği sonlandırın.<br />
8.Son yemeğini bitirmezse, tatlı veya kola vermeyin. Bunu cezalandırmak amacıyla yapmayın. “Tatlı yemekten sonra yenir” gibi bir açıklama en uygun olanıdır. Yemek yenmediğine göre tatlı da doğal olarak yenemiyordur. Mesaj verilmiş ama cezalandırılma söz konusu olmamıştır.<br />
9. “Abur-cubur” alımını kurala bağlayın ve sınırlayın.<br />
10.Daima, masada yemek yedirin.</p>
<p>Pratik yaklaşımlar</p>
<p>* Daima morali iyi iken yemek verin.<br />
* Hangi öğünde daha iştahlı ise, bu öğünü dikkatli değerlendirin.<br />
* Öğünlerden önce yürüyüşe çıkarın. Açık hava acıktırır ve iştahı açar. Bağırsak hareketliliğini arttırır.<br />
* Yemek ortamı temiz ve düzenli olmalıdır.<br />
* Tabaklarların renkli ve sevimli olması tercih edilmelidir.<br />
* Küçük tabak kullanın. Eğer daha fazla yemek yemek isterse ikinci tabağı verin. Çocuğun tabağına çok fazla besin koymayın. Gözünü korkutmayın. Bitirmesi onın da moralini yüksektecek, kendini hisstmesini sağlayacaktır.<br />
* Yavaş ve çok çiğnemesini destekleyin.<br />
* Yemeği ılık tutun..<br />
* Gece yatarken bir şeyler yemek istiyorsa, kaloriden zengin besinleri tercih edin.<br />
* Düşük kalorili yiyecekleri kısıtlayın. İştahı kapatabilirler.<br />
* Boş kalori kaynaklarını azaltın.</p>
<p>Prof.Dr. Benal Büyükgebiz</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/bebenaz.wordpress.com/10/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/bebenaz.wordpress.com/10/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/bebenaz.wordpress.com/10/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/bebenaz.wordpress.com/10/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/bebenaz.wordpress.com/10/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/bebenaz.wordpress.com/10/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/bebenaz.wordpress.com/10/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/bebenaz.wordpress.com/10/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/bebenaz.wordpress.com/10/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/bebenaz.wordpress.com/10/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/bebenaz.wordpress.com/10/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/bebenaz.wordpress.com/10/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=bebenaz.wordpress.com&blog=3457289&post=10&subd=bebenaz&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://bebenaz.wordpress.com/2008/05/01/3-6-yas-cocuklarda-istahsizlik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/b655d9d3f228bc2c9f543ede0e3d370f?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">Editör</media:title>
		</media:content>
	</item>
	</channel>
</rss>